petrograd-istasyonu

Petrograd İstasyonu

Kültür ve Sanat

Yağmurlu bir gün ufukta güneş doğmak üzere. İstasyon arazisine her gün aynı saate gelen aynı yerde bekleyen ve her trenin gelmesiyle hayallere dalan bir çocuk. Muhtemelen bir yerlere gidebilmenin hayalini kuruyor ve gözleri bu umutla ışıl ışıl parlıyor. Çalışanlar ona diğer çocuklardan daha dalgın olduğu için hayalci ismini takmışlar, ona bu ismi takanlarda her gün aynı saate aynı yerde çalışan ve bir gün hayallerindeki trene binip daha adil ve insani çalışma koşullarının hayalini kuran işçiler.

Bu istasyonda sıradan bir gün yok neredeyse, her gün ayrı bir telaş her gün farklı bir tren. Bu istasyonu diğer istasyonlardan ayıran diğer bir özelliği ise tüm yönlere giden trenlerin kesişme noktasında bulunması.

Petrograd istasyonuna her ülkeden tren gelmekte ve her tren farklı hayatlar ve yükler taşımakta, kimi tren deri koltuklar lüks kadehlerle donatılmışken kimi trenler ise boyasız ve bakımsız pas tutmuş halde bırakılmış. Bu trenlere bakarken düşünmemek elde değil, aynı rayları kullanıyor aynı yöne gidiyor ve aynı istasyonlarda duruyor peki ama neden aynı koşullarda hareket eden trenler böyle farklılıklar gösteriyor?

Düşünmekten kendimi alamıyorum bir gün eğer yola çıkarsam ben hangi trene binmek zorunda kalacağım ya bende paslı trenlerde yola çıkar ve aç kalırsam. Olsun böyle düşünmesem iyi ederim çünkü ben çalışıyorum ve bir gün o deri koltuklarda yolculuk ederken gök kuşağının tüm renklerini göreceğim.

Henüz 16 yaşına yeni girdim, çalışmam gerek daha çok çalışmam bu kadar çok çalışmak istememin nedeni gördüğüm paslı trenlere binmek zorunda kalmaktan korkmam olabilir mi?

Düşünüyorum da o hayalini kurduğum rengarenk ve bakımlı trenleri kim bilir nerelere gidiyordur ve kim bilir o trenle görebileceğim ne kadar güzel manzaralar ve istasyonlar vardır.

Çok yoruluyorum çalışmaktan ayaklarım bazen o kadar ağrıyor ki uzattığımda uyutmuyor beni, belki hayalini kurduğum trene biner ve kurtulurum bu yorgunluktan ve uzun bir yolculuk beni uçsuz bucaksız güzelliklere götürür. Bu öyle hemen bitecek bir yolculuk değil…

Yemyeşil ormanların arasında nehirlerin kıyısından giden ve kimsenin ağır koşullarda aç karnına çalışmadığı istasyonlarda duran ve kimsenin çalışırken ölmediği bir yolculuk. Olur da paslı trenlere binersem! nereye gidiyordur kim bilir ya bu paslı trenler maden ocaklarına gidiyorsa ya oralarda benim gibi çocuklar kömür karası gözleriyle ışığı göremiyorsa.

Devam Edecek…

Levent Erdem Değirmenci

Bir Cevap Yazın